Kira Bedelinin Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Davası

kira-tahliye-davasi

Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmeleri Kapsamında Kira Bedelinin Ödenmemesi Nedenine Dayalı Tahliye Davaları

Konut ve çatılı işyeri kiralarında Türk Borçlar Kanunu’ndaki hükümler kiracıyı korumaya dayalı olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple kiraya verenin kiracıyı tahliye etmesi için olan sebepler kanunda sınırlı sayıdadır. Kiracının kira borcunu ödememesi sebebiyle açılabilecek iki türlü tahliye davası söz konusudur. Biri feshin tespiti ve Kira Tahliye Davası tahliye davası diğeri de iki haklı ihtar sebebiyle açılan tahliye davasıdır. Bu yazımızda ilk dava türü olan feshin tespiti ve kira tahliye davası anlatılacaktır. “İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye Davası” hakkında bilgi edinmek için diğer yazımızı okuyabilirsiniz.

I. Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmeleri

1)- Konut Kavramı

Türk Borçlar Kanunu’nda konut ve çatılı işyeri kavramı kullanılmıştır. Fakat tanımına yer verilmediği için tanımını doktrin ve yargı kararlarına göre belirlememiz gerekir. Konut; insanın barınma ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen etrafı ve üstü kapalı, onu dış etkenlerden koruyacak, kişisel yaşam alanı oluşturan ve kişinin ihtiyaçlarını devamlı olarak gidermeye elverişli olan mekandır.

Öğretide taşınmaz olup olmaması gerektiği tartışmalı olmakla birlikte taşınmaz olması gerektiği görüşü baskındır. Bunun sebebi de Türk Borçlar Kanunu’nun 339. Maddesi’nde konut ve çatılı işyeri kiralarının kapsamının dışında kalan altı ay ve daha kısa süreli kiralamalar belirtilirken “taşınmaz” ifadesinin kullanılmış olmasıdır. (DELİPINAR, Yusufcan, Kiracıdan Kaynaklanan Sebeplerle Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Sona Ermesi, 2016, İstanbul s.7.)

2)- Çatılı İşyeri Kavramı

4857 sayılı İş Kanunu’nda işyeri; “İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.” şeklinde tanımlanmıştır. İşyeri, kazanç elde etme amacıyla mesleki veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yer anlamına gelmektedir.’’ (ÖZKANOĞLU, Neşe, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmesinin Kiraya Veren Tarafından Sona Erdirilmesi, 2019, Ankara s.7.)

Çatılı olma kavramından üstü ve etrafının kapalı olması anlaşılmalıdır. Bir yerin çatılı işyeri niteliğinde olup olmadığını belirlemek için öncelikle kira sözleşmesinde bunun açıkça ya da zımnen olup olmadığına bakmak gerekir. Kira sözleşmesinden, kiralananın işyeri olup olmadığı anlaşılmıyor ise bu durumda kiralananın kullanım amacına bakmak gerekir. Kiralananın kullanım amacın, ekonomik ve mesleki faaliyete ilişkinse o zaman işyeri olduğuna kanaat getirilir. (KAYA, Merve, Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Kiracıdan Kaynaklanan Nedenlerle Sona Ermesi, Ocak 2020, Ankara, s.8.)

3)- Konut ve Çatılı İşyeri Kirasının Kapsamı ve Hükümlerin Uygulama Alanı

Konut ve çatılı işyeri kiraları Türk Borçlar Kanunu’nun 339 ile 356’ncı maddeleri arasında düzenlenmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 339’uncu maddesi konut ve çatılı işyeri kiralarının uygulama alanı bakımından kısıtlama getirmektedir. Maddeye göre; “Niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.’’

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin bulunması durumunda Türk Borçlar Kanunu’nun 339 ile 356’ncı maddeleri arasında yer alan özel nitelikteki hükümler uygulanırken; bu bölümde yer almayan kira sözleşmeleri bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 299 ile 338’inci maddeleri arasında yer alan kira sözleşmeleri için düzenlenmiş genel hükümler uygulanır.

3.1)- Kira Bedeli

Kira sözleşmesi karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşmede kiralananı kullanmanın karşılığı olarak kiracının ödediği bedele kira bedeli denir. Kira bedeli, kira sözleşmesinin esaslı unsurudur.

3.2)- Kira Bedelinin Tutarı ve Tespiti

Kira bedeli, kira sözleşmesinin esaslı unsurlarından olsa da taraflar kira bedelini belirlemekte serbesttir. Belirlenebilir olduğu sürece, kira bedelini diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Yabancı para veya kıymetli eşya olarak da kararlaştırmakta özgürdürler. (KONUK, Emel, Kira Bedelinin Ödenmesi ve Kiralayanın Hapis Hakkı, Eylül 2011, Kayseri, s.56.)

3.3)- Kira Bedelini Ödeme Borcu

Borçlar Kanunu’nun 313’üncü maddesinde; “Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.’’ hükmüne yer verilmiştir. Kira bedelinin ödenmesini istemek kiralayanın hakkı olmakla birlikte kira bedelini ödemek kiracının ana borcudur.

Türk Borçlar Kanunu’nun 314’üncü maddesine göre “Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. Kira bedeli kural olarak aylık ve ayın sonunda ödenir. Fakat taraflar bundan farklı ödeme zamanları kararlaştırabilirler.

Kira bedeli kural olarak Türk lirasıyla ve para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edildiğinden dolayı kiralayanın yerleşim yerinde ifa edilir. Fakat havale yoluyla ifa edilmesi de Yargıtay tarafından geçerli sayılmakla birlikte kiracının temerrüde düşmesini engeller.

II. Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Erme Sebepleri

Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümler kısmında yer alan ve sözleşmeden doğan borçların ihlalinde taraflara tanınan sözleşmeyi sona erdirme olanağı, konut ve çatılı işyeri kiralarında da taraflara tanınmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesinin 3’üncü fıkrasında; “Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.’’ hükmü vardır. Konut ve çatılı işyeri kiralarının genel hükümler çerçevesinde sona erdirilmesi fesih hakkının kullanılabileceği durumlara bağlanmıştır.

Genel hükümlere göre sona erme halleri;

  • Alacaklı ile borçlunun birleşmesi,
  • İkale sözleşmesi
  • İfanın sonradan imkansız hale gelmesidir.

1)- Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlerine Göre Sona Erme Sebepleri

Türk Borçlar Kanunu’nun kira sözleşmesinin genel hükümlerinde yer alan sona erme sebepleri, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine ilişkin sona erme sebeplerine aykırı olmazsa uygulanabilir. (KAYA, Merve, Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Kiracıdan Kaynaklanan Nedenlerle Sona Ermesi, Ocak 2020, Ankara, s.15.)

Türk Borçlar Kanunu’nun 327’nci maddesinde; “Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.’’ hükmü bulunmaktadır. Kira sözleşmelerinde bir süre belirlenmişse, bu sürenin sonunda kira sözleşmesi sona erecektir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 328’inci maddesinde; “Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, daha uzun bir fesih bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırılmış olmadıkça, yasal fesih dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir.’’ hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 329’uncu maddesinde; “Taraflardan her biri, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira sözleşmesini yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.’’ hükmü yer almaktadır. Ancak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü sona erme sebeplerinden olan Türk Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesinde belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracının her zaman kiraya verenin ise kiranın başlangıcından on yıl sonra genel hükümlere göre fesih bildirimi ile sözleşmenin sona erdirebileceği belirtildiğinden dolayı Borçlar Kanunu’nun 328 ile 330’uncu maddeleri 347’nci maddenin izin verdiği ölçüde uygulanabilecektir.

Kira sözleşmesinin sona ermesinde olağanüstü fesih sebepleri de vardır. Bu olağanüstü fesih sebepleri; Türk Borçlar Kanunu’nun 331’inci maddesindeki önemli sebepler, 332’nci maddesindeki kiracının iflası ve 333’üncü maddesindeki kiracının ölümü halleridir. (SELÇUK, Emre, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kiracıdan Kaynaklanan Tahliye Sebepleri, 2018, İstanbul, s.9.)

Sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle fesih nedenleri; ayıp dolayısıyla fesih, kiracının kiralananı özensiz kullanma ve komşularına saygısızca davranması nedeniyle fesih ve kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle fesihtir. (SELÇUK, Emre, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kiracıdan Kaynaklanan Tahliye Sebepleri, 2018, İstanbul, s.6.)

Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle fesihte, bedel kiracının temerrüde düşmesi sonucu ödenememekte ve bu durum Türk Borçlar Kanunu’nun 315’inci maddesinde; ‘’Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

2)- Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarına İlişkin Hükümlere Göre Sona Erme Sebepleri

Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlere göre kira sözleşmesinin sona ermesi Türk Borçlar Kanunu’nun 347 ile 356’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir ve sona erme sebepleri, bildirim yoluyla sona erme ve dava yoluyla sonu erme şeklinde iki gruba ayrılmaktadır.

2.1)- Bildirim Yoluyla Sona Erme

Türk Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesinde; “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla isterse, kira sözleşmesini sona erdirebilir. Ancak, kiracı böyle bir yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde kira sözleşmesi sona ermeyecek ve aynı şartlarda bir yıl için uzamış sayılacaktır.’’ hükmü bulunmaktadır. Kiralayanın böyle bir hakkı yoktur. Fakat Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesi gereği belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesinde; “Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.’’ hükmü bulunmaktadır. Kiracı istediği zaman fesih hakkını döneme ve sürelere uyarak kullanabilir. Genel hükümlere göre dediği için kiracı belirsiz süreli kira sözleşmesini, aksine yerel bir adet bulunmadıkça altı aylık fesih döneminin sonu için ve üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.

2.2)- Kira Tahliye Davası Yoluyla Sona Erme

Türk Borçlar Kanunu’nun 350 ile 356’ncı maddeleri arasında sözleşmenin dava açılarak sonlandırılmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshinde, fesih iradesinin sözleşmenin karşı tarafına varması ile fesih kendiliğinden netice doğurur. Bu durumda da kira sözleşmesinin sona erdirilmesi için dava açma yöntemine başvurulmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 347’nci maddesine göre açılacak dava tespit davasıdır. Çünkü bildirim ile sonlanma söz konusudur ve kanunda düzenlenen feshin sona erme süresinin dolması ile kira sözleşmesi sona ermiş olur. Tespit davaları ile tahliye sebeplerine dayalı açılan davalar karıştırılmamalıdır. Tahliye davasında ise sözleşmesin sona ermesi için mahkeme kararı gerekir. Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ile kira sözleşmesi sona erer. Bu nedenle tahliye davası yenilik meydana getiren bir davadır, Mahkemenin verdiği karar da bozucu yenilik doğurucu bir karardır. (DEMİR, Fatma Nur, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Sözleşmesinin Dava Yoluyla Sona Ermesi, Temmuz 2019, Kırıkkale, s.37.)

Tahliye sebepleri, kiraya verenden kaynaklanan ve kiracıdan kaynaklanan sebepler şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Kanunda kiracıdan kaynaklanan sebepler Türk Borçlar Kanunu 352’nci maddede; yazılı tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar ve kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin oturmaya elverişli konutu bulunması olarak sınıflandırılmıştır. Kiraya verenden kaynaklanan sebepler ise Türk Borçlar Kanunu’nun 350 ve 351’inci maddelerinde; kiraya verenin ve onun Türk Borçlar Kanunu’nda sayılan yakınlarının gereksinimi, yeniden inşa veya imar ve yeni malikin gereksinimi olarak düzenlenmiştir. (DEMİR, Fatma Nur, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Sözleşmesinin Dava Yoluyla Sona Ermesi, Temmuz 2019, Kırıkkale, s.38.)

Tahliye nedenleri kanunda sayılanlarla sınırlı tutulmuştur. Çünkü konut ve işyeri kira sözleşmelerine ilişkin kanun hükümleri, kiracının, kiraya veren tarafından kiralanandan kolayca çıkarılamamasını sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. (DEMİR, Fatma Nur, Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Sözleşmesinin Dava Yoluyla Sona Ermesi, Temmuz 2019, Kırıkkale, s.40.)

III. Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlerine Göre Kiracının Temerrüdü Nedeniyle Açılan Feshin Tespiti ve Kira Tahliye Davası

1)- Kira Sözleşmesinin Feshedilmesi İçin Gereken Şartlar

Türk Borçlar Kanunu’nun 315’inci maddesinde: “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar” hükmü bulunmaktadır. Hükme göre, kiracının kira bedelini ödememesi sebebiyle kira sözleşmesinin feshedilebilmesi için gereken şartlar; kiralananın kiracıya teslim edilmiş olması, kiracının teslimden sonra muaccel olan kira bedelini ya da yan giderleri tamamen veya kısmen ödememiş olması, kiraya verenin kiracıya, ifa etmediği kira bedeli veya yan giderleri ödemesi için konut ve çatılı iş yeri kiralarında en az 30, diğer kiralarda en az 10 gün süre vererek yine ödeme yapılmazsa sözleşmenin feshedileceğini ihtar etmesi, kiracının verilen süre içinde de ödemeyi yapmamış olması gerekir.

Borçlunun temerrüde düşmesi için öncelikle borcun ifasının imkansız olmaması ve borcun zamanında ifa edilmemesi gereklidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 117’nci maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borçlunun ifada kusurlu olması temerrüde düşmesi için gerekli bir şart değildir.

2)- Kiralayanın Fesih Bildirimi

Fesih bildiriminde ödenmesi istenilen kira bedelinin kiralananın kiracıya tesliminden sonra muaccel hale gelmiş ancak kiracı tarafından ödemede temerrüde düşülmüş kira bedeli olması gerekir. Fesih bildiriminin kiracıya yöneltilmesi gerekir ve kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür.

Sözleşmenin feshedilebilmesi için kiraya verenin kiracıya, bildirilen süre içinde borcunu ifa etmezse sözleşmeyi feshedeceğini ihtar etmesi gerekir.Kiraya verenin, bildirimde mutlaka fesih kelimesini kullanmasına gerek yoktur. Fesih bildiriminde adi yazılı şekil şartı söz konusudur.

Kiraya veren, fesih bildiriminde sürenin sonunda sözleşmenin sona ereceğini söylemişse, ayrıca fesih beyanında bulunmasına gerek kalmaksızın kira sözleşmesi verilen sürenin sonunda sona erer. Süre bildiriminde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği değil de feshedilebileceği söylenmişse, sözleşmenin sona ermesi için kiraya verenin ayrıca bir fesih beyanında bulunması gerekir. (KELEŞ, Merve Kübra, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Adi Kira Sözleşmesinin Kira Bedelinin Ödenmemesi Sebebiyle Sona Erdirilmesi, 2020, Ankara, s.100.)

Kiraya verenin fesihinden sonra kira sözleşmesi sona erdiğinde isterse kiraya veren İcra İflas Kanunu’nun 272’nci maddesine dayanarak ilamsız icra takibi ile kira alacaklarını ve tahliyeyi sağlayabilir. Eğer kiracı buna 7 gün içinde itiraz etmezse kesinleşir. Fakat takip talebinde tahliyeyi de istediğini açıkça belirtmek zorundadır. Yoksa Yargıtay’a göre icra dairesince tahliyeye karar verilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/ 6-1842 Esas, 2021 / 648 Karar, 01.06.2021.)

Ayrıca ödeme emri borçluya tebliğ olduktan sonra 30 gün ödemesi beklenip öyle feshin tespiti ve tahliye davası açılmalıdır. Yoksa davanın reddedilme sebebi oluşturur. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, 2017/ 9050 Esas, 2018 / 1866 Karar, 01.03.2018.)

3)- Feshin Tespiti ve Kira Tahliye Davası Özellikleri

İade davası, kira sözleşmesinin feshedilmesine ve kiralananın iadesi borcunun doğmasına rağmen kiracının kiralananı iade etmemesi halinde kiraya verenin kiralananın kendisine iadesi için açtığı davadır. Sözleşmenin sona erdiği anda Türk Borçlar Kanunu’nun 334’üncü maddesi gereği, fesihten sonra kiracının kiralananın iadesi borcu muaccel olmuştur. Davanın taraflarında davacı kiraya veren, davalı da kiracıdır.

Yargıtay’a göre bu davada istenilenler ile 352/2’ ye ilişkin açılan dava karıştırılmamalı, bu dava açıldığında temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmalı, hukuksal nedeni Türk Borçlar Kanunu’nun 315’inci maddesine dayalı temerrüt nedeniyle tahliye davası ise mahkemece ödenmediği kabul edilen kira alacağı nedeniyle temerrüt gerçekleştiğinde davacının talebi doğrultusunda temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2014/12335 Esas, 2014/14230 Karar, 18.12.2014.)

3.1)- Görevli Mahkeme

Feshin tespiti ve iade davasının görevli mahkemesi Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Çünkü Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birimci fıkrasına göre “…dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara sulh hukuk mahkemesince bakılır.’’ hükmü bulunmaktadır.

3.2)- Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme ise geri verme talebi kira sözleşmesinden kaynaklanan şahsi bir hak olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6 ve 10’uncu maddelerine göre belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6’ncı maddesinde: “Genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.’’ hükmü bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 10’uncu maddesinde; “Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmü bulunmaktadır. Kira sözleşmesinin ifa edileceği yer kiralananın bulunduğu yer olduğundan kira sözleşmesinden kaynaklanan tahliye davasına bakmakta taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemeleri yetkilidir.

3.3)- İspat

Türk Medeni Kanunu’nun 6’ncı maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmü bulunmaktadır. Bu maddeye dayanarak kira tahliye davası kira ilişkisinin varlığı ile kira miktarının kiraya veren, kira parasının ödendiğinin ise kiracı tarafından ispatlanması gereklidir.

Tahliye davasındaki kira sözleşmesi sözlüyse kiracının kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresine kiracı karşı çıkmamışsa bu halde mahkemece kiraya veren tarafından bildirilen sözleşme başlangıcı, tarihi ve süresini mahkeme kabul eder. Kiracı karşı çıkmışsa kiraya veren, kira sözleşmesinin başlangıç tarihini ve süresini ispatlamalıdır. Yıllık kira miktarı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200’üncü maddesindeki yazılı miktarın altında ise kiraya veren kira ilişkisini tanıkla ispatlayabilir. (KELEŞ, Merve Kübra, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Adi Kira Sözleşmesinin Kira Bedelinin Ödenmemesi Sebebiyle Sona Erdirilmesi, 2020, Ankara, s.125.)

3.4)- Davacının Talepleri

Davacı ilk olarak davaya konu olan kira borcunu talep edebilir. Kira borcu, para borcu olduğu kira borcunu ödemekte temerrüde düşen kiracı kusuru olup olmadığına bakılmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Ama temerrüt nedeniyle gecikme tazminatı istenebilmesi veya kira sözleşmesinin feshi sebebiyle menfi zararın tazmininin ya da aşkın zararının talep edilebilmesi için borçlunun kusurlu olması gereklidir. Eğer kiracı temerrüde düşmekte kusurluysa o zaman kiraya veren gecikme tazminatı ve menfi zararını da talep edebilir.

BAL Hukuk Bürosu ihtiyaç duyduğunuz avukatlık hizmetini sunmaktadır.

BAL Hukuk Bürosu hukuki sorunların çözülmesi için ihtiyaç duyduğunuz avukatlık hizmetlerini sunmaktadır.

İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye Davası” yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. – Bilgi Edinin

Konut ve İşyeri Kiralarının Artması Nedeniyle Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar” yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. – Bilgi Edinin

BAL Hukuk Bürosu olarak müvekkillerimizin ihtiyaç duyduğu hukukun her alanında hizmet sunmaya çalışıyoruz. Avukatlarımız çalışma alanlarında uzman bilgi ve deneyime sahiptir. – Avukatlar ve Takım

Müvekkillerimizin ihtiyaç duyduğu tüm hukuk alanlarında hizmet sunmaktayız. Kategorize edilmiş çalışma alanlarımızın tümünü inceleyin. – Çalışma Alanları

BAL Hukuk Bürosu avukatları sunduğu tüm avukatlık hizmetlerinde kanunların ve meslek örgütümüzün kurallarına ve hukuk büromuzun temel ilkelerine uygun olarak hareket eder. – Bilgi Edinin

Hukuk büromuzun avukatları tarafından kaleme alınan yayınlarımızı inceleyin. – Yayınlar | Hukuki sorununuzun çözümü için ; sıkça sorulan sorular bölümümüze , avukata sor sayfamıza göz atın.

+90 212 741 06 27
İnfo@ballawoffice.com
whatsApp

İletişime geçin.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.