Avukat Müvekkil İlişkisinden Kaynaklanan Avukat Yükümlülüğü

avukat yukumlulugu

Birinci Bölüm – Avukatlık Sözleşmesi ve Yükümlülük Kavramı

I. Avukatlık Sözleşmesi Nedir?

Avukatlık sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen ve iş görmeyi konu edinen bir sözleşmedir. Bu sözleşme vekalet sözleşmesine çok benzemesine rağmen kendine özgü (sui generis) bir sözleşmedir. 1

Avukatlık Kanunu 163.maddeye göre; ‘’Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.’’

II. Yükümlülük Tanımı

Yükümlülük, bir borç ilişkisi kapsamında tarafların yerine getirmek zorunda oldukları, yerine getirilmediği takdirde sorumluluğa yol açacak, kanundan, sözleşmeden veya objektif iyiniyet kurallarından doğan, borç ilişkisinin doğası gereğince yerine getirilmediği takdirde borcun hiç ifa edilmemesine, eksik veya ayıplı ifa edilmesine yol açan davranışlar olarak tanımlanabilir. 2

İkinci Bölüm – Avukatın Müvekkile Karşı Yükümlülükleri

I. Avukatın Aydınlatma Yükümlülüğü

Aydınlatma kelime olarak ‘karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak’ ve ‘bir sorun üzerine bilgi vermek’ anlamı taşır.3 Hukuki anlamda aydınlatma kavramı, kişilerin hukuki işlem yapıp yapmama iradesi etkileme ihtimali olan ve bilinmesinde fayda görülen hususların, olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte, anlaşılır bir şekilde ortaya konulması anlamlarında kullanılmaktadır.4

Avukat, iş sahibini, açılacak davanın riskleri ve avantajlı yönleri hakkında mümkün olduğunca objektif biçimde aydınlatmakla yükümlüdür.5 Aydınlatma yükümlülüğünün kaynağı kanun veya dürüstlük kuralıdır. Avukatın aydınlatma yükümlülüğü aslında dürüstlük kuralından kaynaklanmaktadır. Avukat, kendisine vekaletname verilen mesele ile ilgili hukuki olayı tespit ve teşhis etmelidir. Avukat, müvekkille görüşme yapmaya zaman ayırmalıdır, çünkü meselenin aydınlatılmasını müvekkilden aldığı bilgilerle gerçekleştirir. ‘’Avukatın aydınlatma yükümlülüğü ile müvekkilin bilgi verme yükümlülüğü sıkı bir karşılıklılık içindedir.’’ 6

Avukat, görüşünü açık bir biçimde ve müvekkilinin anlayabileceği tarzda dile getirmelidir. Olayla ilgili hiçbir şeyi gizlememelidir. ‘’Türk hukuk öğretisinde 1990’lı yıllarda bu yükümlülük ismen belirtilmiştir.’’7 Avukat, müvekkilin eksik bilgi vermesinin nelere yol açacağını ona açıklamalıdır.8

Aydınlatma yükümlülüğünün kapsamı, somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Avukat müvekkile sorularını bizzat sormalıdır. Ayrıca bir inceleme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Aydınlatma hukuki bilgiyle ilgili olmalıdır. Hukuk bilgisi dışındaki bilgiler hakkında avukat bilgilendirme yapmak zorunda değildir. ‘’Sürmekte olan bir davada vekalet görevinin üstlenilmesi halinde, avukat davanın durumuna ilişkin müvekkilin verdiği bilgiye güvenemez; davanın durumunu değerlendirmesi gerekir.’’9 Bazı durumlarda avukatın ilgili bilgileri elde etmek için tapu sicili, diğer siciller ve belgeleri incelemesi gerekebilir.

Avukat meseleyi sadece müvekkili için değil aslında kamu görevi ve karşı taraf için de aydınlatır ‘’Kural olarak avukat, müvekkilinin vermiş olduğu bilgilerin doğruluğuna güvenmekte haklı sayılır.’’10

Verilen bilgilerden emin olmak için ayrıca araştırma yapmak aydınlık yükümlülüğüne dahil değildir.11 Avukatın aydınlatma yükümlülüğünün kapsamı dışında kalan durumları; avukatlık sözleşmesine konu olamayacak işlerle hakkındaki bilgiler, iş sahibinin iradesini etkileme ihtimali olmayan bilgiler, iş sahibinin aktarmadığı hususlara ilişkin bilgiler ve hukuk ilmine dahil olmayan bilgiler olarak ayırabiliriz.

II. Sadakat Yükümlülüğü

1. Genel Olarak Sadakat Yükümlülüğü

‘’Sadakat yükümlülüğünde, gerek vekalet görevinin yerine getirilmesi sırasında, gerek vekalet görevi bittikten sonra, avukatın kendisine duyulan güvene uygun biçimde müvekkilin menfaatlerini korumakla yükümlüdür.’’12’Vekil, yükümlülüğünü müvekkilin yararına olacak davranışlarda bulunmak ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak suretiyle yerine getirir.’13 Avukat ile müvekkil arasında özel bir güven ilişkisi bulunduğu için avukatın belli sorumlulukları ve yükümlülükleri söz konusudur.

Müvekkilin avukatına çok fazla güvenmesi, avukata, sorumluluklar yüklemektedir.14 Sadakat yükümlülüğü, özellikle her iki tarafa hizmet ve taraf değiştirme yasaklarının, sır saklama yükümlülüğünün, müvekkili ihtilaf konusunda bilgilendirme, talimatların gerektirdiklerini yapma ile vekalet görevinin ifası için veya ifası dolayısıyla alınanları iade ve müvekkile hesap verme yükümlülüklerinin temelini oluşturur.

Avukat, kişisel menfaatlerini dikkate almamalı ve müvekkilinin menfaatlerini de düşünerek hareket etmeli, müvekkilin menfaatlerine zarar verecek davranışlarda bulunmamalıdır.

2. Avukatın Vekalet İlişkisine Girmekten Kaçınma Yükümlülüğü

Avukatlık Kanunu’nun 38. Maddesi, avukatın aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olması halinde, kendisine yapılan vekalet teklifini, önceden yargıç, hakem, Cumhuriyet Savcısı veya memur olarak el koymuş olduğu meseleye ilişkin vekalet görevine dair teklifi ve kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumunda kalacaksa, yapılan iş teklifini reddetmek zorunda olduğunu belirtmiştir. Bu hallerde avukatın işi kabulden kaçınma yükümlülüğü bulunmaktadır. ‘’Avukat, açıkça yasal olarak yasaklanmış bir hususta, kendisine hukuki yardım için başvurulmuş olması halinde veya hileli amaçların izlendiği işlemlerde kendisine birlikte çalışma teklifinde bulunulduğu takdirde, vekalet teklifini reddetmelidir. Avukatlar da YBK. m. 502’ye tabi sayıldıklarından kendisine iş teklifi ulaştıktan sonra bu icabı hemen reddetmedikçe kabul etmiş sayılırlar.’’ 15

‘’Avukatın 38. Maddede sayılmış sebeplerle söz konusu kaçınma yükümlülüğünü ihlal ederek yaptığı avukatlık sözleşmesinin, medeni hukuk bakımından hüküm doğurup doğurmayacağı tartışmalıdır.’’16 Sadakat yükümlülüğünü ihlal eden her avukatlık sözleşmesi geçersiz değildir. Ancak, ihlal eden avukat bakımından gerek özel hukuk gerek ceza hukuku gerekse meslek hukukuna ilişkin yaptırımlar söz konusu olur. ’’Vekalet ilişkisine girmekten kaçınma yükümlülüğü müvekkili koruma amacı taşıdığından sözleşmenin müvekkil lehine geçerli sayılması uygun olacaktır.’’17

3. Çatışan Menfaatleri Temsil Etmekten Kaçınma Yükümlülüğü

Avukat aynı hukuki uyuşmazlıkta menfaatleri çatışan tarafları temsil edemez. Böyle bir durumda sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olur. Çift tarafı temsil etmesi, meslek hukuku bakımından da uygun değildir.18’Avukatlık sözleşmesi geçersiz sayılmasa da hem ceza hukuku ve meslek hukukuna özgü yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir hem de müvekkiller bundan dolayı zarar görürlerse bunu tazmin etmesi gerekebilir.’’ 19

Bu yükümlülük danışma şeklindeki avukatlık faaliyeti için çok keskin değildir. Fakat avukatın bu sırada bir tarafı diğerine tercih ettiğine dair davranışta bulunmaması gerekir. Genel görüşe göre, ortak avukatlık bürosu şeklinde birlikte çalışan avukatlar da aynı davada menfaatleri çatışan iki tarafı temsil etmemesi gerekir. Avukatın başka bir vekalet teklifi aldığı zaman değerlendirme yapması ve temsil etmekte olduğu kişinin menfaatleri zarar görecekse, vekalet teklifini reddetmesi gerekir. ‘’Çifte temsil, mahkemenin yanıltılması tehlikesini de beraberinde getirir.’’20

‘’Davaya vekâlet ehliyetine sahip olmanın dava şartı olduğu ve bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukatın, yararı çatışan öbür tarafın vekaletini alamayacağı, hiçbir hukuki yardımda bulunamayacağı, ortak büroda çalışan avukatların da, yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlı oldukları açık olup, bu kural, karı-koca olan avukat taraf vekilleri için de geçerlidir.’’21 Müvekkilinin menfaatlerini korumak için avukatın bu yükümlülüğü mutlaka yerine getirmesi gerektiği ortadadır.

4. Taraf Değiştirmekten Kaçınma Yükümlülüğü

Avukatınaynı ihtilafta önce bir taraf için daha sonra diğer taraf için faaliyette bulunmaması gerekir. Avukatın olası bir dava için bir tarafa danışmanlık edip, ondan talimatlar alması ve daha sonra diğer tarafı ihtilafta temsil etmesi de asla avukatlık etiğine uyacak bir durum olamaz. Bu yükümlülük müvekkilin tüzel kişi olması halinde de söz konusudur.22

III. Avukatın Özen Yükümlülüğü

Avukatın uyması gereken yükümlülüklerin içinde en önemlilerinden biri de özen, doğruluk ve güven içinde görev yapmaktır. Avukat üstlendiği vekalet görevini özenle yerine getirmekle yükümlüdür. ‘’Vekil, sonucun elde edilememesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı faaliyeti özenle yapmamasından sorumludur.’’23

Avukatlık Kanunu’nun 34’üncü maddesinde şu genel kural yer almaktadır: “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.”

Borçlar Kanunu’nun 506. Maddesine göre ‘’Vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi surette ifa ile mükelleftir.’’ ‘’Öğretide avukatın özen yükümlülüğünün belirlenmesinde onun özel durumlarının esas alınacağı belirtilmektedir.’’24’Vekalet görevinin gerçeğe uygun, güvenilir ve özenli ifası, Borçlar Kanunu’nun 508.maddesindeki müvekkile hesap verme ve evrak iadesi konusundaki yükümlülükleri de kapsar şekildedir.’’25 Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi, avukatın üstlendiği vekalet görevini özenle yerine getirmekle yükümlü olduğunu hükme bağlamıştır.

Özen yükümlülüğünde, vekil deneyimleri doğrultusunda elinden gelen özeni göstermeli ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınmalıdır. Avukatlık Kanunu’nu, Borçlar Kanunu’nun vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerine oranla özel hüküm niteliğinde olduğundan, uygulanma önceliği taşır. 26

Avukatın danışma ve temsil şeklindeki faaliyetlerini özenle yerine getirmesi, hukuki inceleme yükümlülüğüne bağlıdır. Sürelerin mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulacağı veya yargıcın, savcının görevleri gereği bunları dikkate alacağını düşünerek inceleme ve kontrol yapmamış olmak, avukatın sorumluluğunu doğurur. 27

Avukat, kanunu bilmek zorundadır. Avukatın hem kanunları hem de yargısal kararları bilmesi gerekmektedir. Avukat ilgili kanun hükümlerinin yanı sıra konuya ilişkin öğreti ve uygulamadaki gelişmeleri de izlemek ve kullanmak zorundadır. ‘’Avukatın Yargıtayca bozulduğunu bildiği bir karara dayanarak takip yapmasının ve bu takiple ilamın onaysız fotokopisini kullanması da özen yükümlülüğüne aykırılığa bir örnektir.’’28

Avukat, amaca ulaşmayı sağlayacak birden fazla hukuki yolun bulunması halinde, kendi hukuki görüşüne uygun olanı bildireceği gibi yargısal kararlarla bilimsel çalışmalarda ifade edilmiş başarı olasılığı yüksek olan diğer yolları da müvekkiline bildirmelidir.

‘’Avukat, müvekkilinin menfaatlerini olabildiğince rizikosuz ve en güvenilir yolu takip ederek gerçekleştirmelidir.’’29 ‘’Uzmanlaşma, daha özenli bir hukuk hizmetinin beklenmesi sonucunu yaratır.’’30 Avukat, yanında çalıştırdıklarının seçimi ve onların işlerini özenle görmelerini sağlama bakımından da özen yükümlülüğü altındadır.31 Avukatın hatası dosyayı iyi bilmemekten veya dosyadaki önemli ayrıntıları gözden kaçırmaktan kaynaklanıyorsa avukatın sorumluluğu söz konusudur.

IV. Avukatın Edimini Şahsen Yerine Getirme Yükümlülüğü

Avukat üstlendiği işi bizzat kendisi yapmakla yükümlüdür.’Meslek açısından şahsen ifa yükümlülüğü söz konusu olurken; özel hüküm niteliğinde olan Avukatlık Kanunu’nun 171. maddesi uygulama alanı bulacak ve Borçlar Kanunundaki düzenleme ile karşılaştırması yapılacaktır.’’32 171. maddeye göre ‘’avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümleri ve yazılı sözleşme şartlarına göre sonuna kadar takip eder. Vekaletnamede avukat başkasını tevkile yetkili kılınmış ise, yazılı sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça, işi başka bir avukat ile birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.’’ Bu madde tevkil imkanını sadece vekaletnamede tevkil yetkisi bulunması hali ile sınırlamıştır.33 Tevkil yetkisiyle bir diğer avukatın yaptığı işlemler alt vekil olarak yapıyormuş gibi sayılır. Tevkil eden avukat, üstlendiği vekaletname görevini yerine getirmek borcuna girmiştir. ‘’Tevkil eden avukat, tevkil ettiği meslektaşının kusurlarıyla meydana getirdiği zarardan onunla birlikte müteselsilen sorumludur. Avukatın yerine davaya giren meslektaşı alt vekil veya ikame vekil durumundadır.’’34

Noter, başkasını tevkil etmek isteyen vekilin, bu konuda yetkisi olup olmadığını resen araştırmak zorundadır. Vekilin, vekaletnamesinin aslı veya kendisi tarafından onaylı örneğini notere vermesi gerekir. 35

V. Vekaletten Uygun Olmayan Zamanda Çekilmekten Kaçınma Yükümlülüğü

Avukat kural olarak üstlendiği işi sonuna kadar takip etmek ve müvekkiline bilgi vermekle yükümlüdür.36 Ancak avukat-müvekkil ilişkisi özel bir güven ilişkisinedayandığından avukat sebep göstermeden vekaletten çekilebilir, müvekkil de sebep göstermeden avukatını azledebilir. Fakat avukat bu hakkını doğru zamanda kullanmak zorundadır bu da sadakat yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. Vekaletten çekilme, müvekkilin menfaatlerini kendi koruyabilmesi veya bir başkasını vekil tayin etmesi mümkün olan bir zamanda olmalıdır. ‘’Ancak müvekkil, avukatıyla olan güvenini sarsacak bir tutum ortaya koymuşsa, vekalet görevini yürütmek avukatın onuruna zarar vermekteyse, ilişkinin devamı ondan beklenemeyecekse, avukat davanın her aşamasında vekaletten çekilme hakkına sahiptir. Özellikle kanuna, ahlaka aykırı olan ve iyiniyet bakımından iki taraftan birini sözleşmenin gereğini yerine getirmemekte haklı gösteren bir durum varsa o zaman avukatın her aşamada vekaletten çekilebileceğini kabul etmek gerekir. Avukat bu gibi durumlarda tam ücrete hak kazanmış olacaktır.’’37

Avukatlık Kanunu madde 37’ye göre; avukat teklif olunan işi sebep göstermeden reddedebilir. Ancak bu red gecikmeksizin iş sahibine bildirilmelidir.

VI. Müvekkil Talimatları Dairesinde Vekalet Görevinin Yürütümü Yükümlülüğü

Avukatlık sözleşmesi, müvekkile avukatının iş görme borcunu nasıl yerine getireceği konusunda talimat verme hakkı verir. Vekalet sözleşmesinde talimat, bir tür yol gösterme olarak düşünülebilir.38’Avukatın hareket serbestisini sınırlayan, müvekkil talimatlarıdır.’’39

Müvekkilden yönlendirici genel talimatlar vermesi beklenebilir, çünkü hukuk bilgisi avukatınki gibi yeterli olmayacağından ayrıntılı talimatlar vermesi pek söz konusu değildir. Avukat, mevcut bilgileri kendi doğru gördüğü şekilde değerlendirecektir. Bu kuralın istisnaları da söz konusudur. ‘’Örneğin avukatın haksız veya dürüstlüğe aykırı ya da hukuka aykırı olan talimatla hareket etme zorunluluğu söz konusu değildir. Böyle bir durumda müvekkil uyarılmalı, ısrar etmesi durumunda talimatlara avukatın uyması gerekmediği gibi aynı zamanda vekalet sözleşmesinden haklı olarak çekilme hakkı tabi ki mevcuttur.’’40

BK 505. maddeye göre vekilin müvekkilden izin alma olanağı bulunmayıp da, böyle bir olanak olsaydı dahi, müvekkilin izin vereceğinin açıkça belli olduğu durumlarda müvekkil talimatlarından sapılabilmektedir. Bunun müvekkil menfaatlerine zarar verme tehlikesi taşımaması gerekir.

Esas olarak avukat müvekkilin talimatı olmaksızın herhangi bir girişimde bulunamaz. Bu kural, müvekkilin menfaatlerini, isteklerini hukuki ve mali yönden önemli ölçüde etkilemesi söz konusu olan dava açılması, aleyhe açılmış davanın kabulü, sulh akdolunması, müvekkilin niyetine ters düşebilecek bir ödeme süresi uzatımı, kanun yoluna veya cebri icra tedbirlerine başvurma gibi önlemler ve atılacak adımlar bakımından mutlaktır.41

Avukatın vekalet işini kendi kararlarıyla yürütme gibi bir sorumluluğu yoktur. Avukatın, meseleyi hukuken aydınlatma ve müvekkilini bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Nasıl hareket edileceği konusunda son karar müvekkilindir. ‘’Fakat avukatın müvekkili için zararlı sonuçlar doğuracağı açık olan talimata uymaması gerektiği söylenebilir. Olumlu sonuç vermeyeceği çok açık olan kanun yollarına müvekkili ısrar etse de avukatın müracaat etmemesi gerekir.’’42

‘’Süre kaçırılacak korkusuyla başarı şansı yeterince araştırılamadan kanunyolu başvurusu yapılmışsa, sonradan yapılan araştırma sonucu başarı şansı bulunmadığı ortaya çıkarsa, müvekkil derhal bilgilendirilerek kanunyolu başvurusundan feragat edilmesi gerektiği bildirilmeli ve müvekkil ısrar ederse, vekalet görevinden çekilinmelidir.’’43

VII. Müvekkil Menfaatlerini Koruma ve Savunmada En Güvenilir Usulün İzlenmesi Yükümlülüğü

En güvenilir yolun izlenmesinden bahsedilebilmesi için, başvurulabilir başka ama daha tehlikeli yolların da bulunması gerekir. ‘’En güvenilir yol, avukatın birden çok olanak arasında tercih yapmak durumunda olmaksızın güvenlik ve mükemmeliyeti en üst düzeyde aramak zorunluluğunu ifade eder. Bu yükümlülük özen yükümlülüğüne dayandırılmış ve yükümlülük ihlallerinde her somut olayda avukat yükümlülükleri saptanıp ona göre belirlemek daha uygun olacaktır.’’44

En güvenilir yol ilkesinin uygulanabilmesi somut olayda güçtür. Sadece davalar bakımından değil hukuki işlemi gerçekleştirirken de müvekkil menfaatleri bakımından daha emin ve amaca uygun olan yolun önerilmesi gerekir.45

VIII. Avukatın Müvekkiline Yol Gösterme ve Tavsiyede Bulunma Yükümlülüğü

Avukat, yapılacak hareketin doğuracağı sonuçlar ve ekonomik riskler konusunda müvekkili aydınlatmakla yükümlüdür. Pratik sonuçların da hesaba katılması gerekir. ‘’Avukat, hukuk kurallarının arkadan dolanılması niteliği taşıyan tavsiyelerde bulunamaz.’’46

Danışma faaliyeti de ücrete tabidir ve ücretsiz danışma faaliyetinde bulunmak meslek hukukuna aykırıdır. ‘’Avukatlar arası rekabet ortamını zedeleyeceği gerekçesiyle danışma faaliyetinin de ücret mukabili ifa edilmesi esastır.’’47

Davanın başarı olasılığına ilişkin avukatın düşünceleri ve verdiği bilgiler avukatın başarıyı garantileyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Avukat başarı garantisi veremez. Başarı ihtimali azsa o zaman avukat bunu müvekkile söylemelidir. Yargısal kararlarda ve öğretide kesinlik kazanmış olmayan ama müvekkil lehine olan bir hukuki görüşe göre hukuksal zemini oluşturması avukatın yükümlülüğüdür. Başarı şansı düşük olduğu durumda müvekkil aydınlatılarak dava açılıp açılmaması konusunda karara varılmış ve bunun sonucunda avukat müvekkilini temsilen dava açmışsa, yükümlülüğünü ihlal ettiğini söyleyemeyiz.48

Rakam çok net olmasa da genel anlamda mahkeme işlerinin ve onu temsil eden avukatın faaliyetinin belli bir masraf gerektireceğini müvekkilin bildiğini varsayarız. Dava açıp açmamak bakımından dava masrafının net olarak bilinmesinin müvekkil bakımından gerekli olduğu hallerde, avukatına bunu soracak ve öğrenecektir. Müvekkilden bu yönde talep gelmişse o zaman avukatın müvekkilini masraf konusunda bilgilendirmesi gerekir. Ayrıca açılan dava kazanılsa bile davalının ödemesine karar verilen parayı ödeyecek mali gücü olmadığı biliniyorsa bu durumu da müvekkile bildirmek gereklidir. ‘’Daha emin yolun seçilmesi konusundaki yükümlülük, masraf bakımından daha avantajlı yolun seçimini de içerir.’’ 49

Birçok uyuşmazlık dava öncesinde veya sırasında sulhen yani anlaşma ile sonlanabilmektedir. Avukatın, uyuşmazlığın sulhen çözümünü hedefleyen kurumların veya arabuluculuğun bulunduğu hallerde, çözüm üretilmesi yoluna gidilmesi konusunda da istişarede bulunmakla yükümlü olduğu bu konuda da bazı görevlerin avukata düşer. Avukatın müvekkili ile durum değerlendirmesi yapması ve sulhen sonuçlanmasının avantajları ve dezavantajları konusunda müvekkili bilgilendirerek ona yol göstermesi gerekir. Ancak son söz müvekkil tarafından söylenir. Avukat, sulh görüşmelerinde müvekkil menfaatlerini aktif biçimde koruyarak mümkün olduğunca onun menfaatine uygun olan sulh yapılmasını sağlamakla görevlidir. 50

Avukat, müvekkilin kaçınılması mümkün olan tehlikeler ve sakıncalı durumlardan korunması için gereken önlemleri almasını söylemeli ve önermelidir. ‘’Müvekkilini gereksiz girişimlerde bulunmaktan korumak vergi hukuku, mali hukuk gibi konularda yol göstererek tavsiyelerde bulunmak da onun istişare görevi kapsamı içinde kalır.’’51

IX. Avukatın Üstlendiği Her İş İçin Dosya Tutmak Yükümlülüğü

Avukatlık Kanunu’nun 52.maddesine göre avukat üzerine aldığı her iş veya yazılı mütalaasında başvurulan her husus hakkında dosya tutmakla yükümlüdür. 53.maddesi ise, yaptığı görüşmelerden gerekli gördüklerini bir tutanakla tespit etmek yükümlülüğü yükler. Sorumluluk ve ücret meselelerinde delil teşkil eden dosya ve tutanakların özenle tutulması, müvekkilin de avukatın da yararına olmaktadır.

‘’Avukat kendisine verilen belgeleri, işin sona ermesinden itibaren üç yıl süre ile saklamakla yükümlüdür. Buna karşılık, avukat söz konusu belgelerin geri alınması için iş sahibine yazılı bildirimde bulunmuşsa, saklama yükümlülüğü bildirim tarihinden itibaren üç aydır. (AK 39/1) Buna karşılık yapmış olduğu masraflar ve avukatlık ücreti kendisine ödenmemiş olan avukat, elinde bulunan evrakı iadeyle yükümlü değildir. Avukatın bu hakkı, AK 39’un kenar başlığında hatalı olarak “hapis hakkı” olarak nitelendirilmiştir.’’52

‘’Avukat kendisine teslim edilen her türlü değerli eşyayı, parayı, kıymetli evrakı olası ziya ve tahrip olma tehlikelerine karşı en iyi şekilde korumak ve bunları istek halinde en kısa zamanda iş sahibine iade etmekle yükümlüdür.’’53

‘’Dosya tutma yükümlülüğü, aynı zamanda avukatın avukatlık sözleşmesinden doğan bir yan yükümlülüğüdür. İster müvekkil ister üçüncü kişiden elde edilmiş olsun üstlenilen işle ilgili tüm belgeler, düzenli şekilde korunmalıdır.’’54

1. Avukatın Elde Bulundurduğu Evrakla İlgili

Avukatlık Kanunu’nun 39. Maddesine göre; ‘’Avukatlık ücreti ve yapmış olduğu giderler kendisine ödenmedikçe, elinde bulunan evrakı geri vermek yükümlülüğü yoktur.’’ Buradan avukatın ücreti ve yapmış olduğu giderler ödendiğinde davayla ilgili olarak elinde bulundurduğu evrakı iade etmekle yükümlü olduğunu anlayabiliriz.

Üstlendiği işle ilgili olarak avukatın tutmuş olduğu notlar, hazırladığı taslaklar avukata ait olduğu için bunları müvekkil talep edemez. Bunların maliki avukattır.55

‘’Dava devam etmekteyken müvekkil avukatını azleder ve bir başka avukat davanın geri kalan kısmı için görevlendirilirse, azlolunan avukatın evrakı iade etmesi gerekir. İadesi gereken evrakın müvekkili iadesi masraf gerektirmekteyse ve avans da vermemişse, avukatı bununla yükümlü değildir.’’ 56

a. Elinde Bulundurduğu Evrakı Saklama Yükümlülüğü

Avukatlık Kanunu madde 39’a göre; ‘’Avukat, kendisine tevdi olunan evrakı vekaletin sona ermesinden itibaren üç yıl süreyle saklamakla yükümlüdür.’’ Saklama yükümlülüğünün kapsamına iadesi gereken evrak dahildir. Saklama süresinin bitiminde imha ederken sır saklama yükümlülüğünün ihlal ve imhadan sonra okunabilir olmamasına özen gösterilmesi gerekir.57

b. Elinde Bulundurduğu Evrakı Müvekkilin İncelemesine Katlanma Yükümlülüğü

‘’ Müvekkil dosya evrakını inceleme hakkına sahiptir. Avukat, iade ile yükümlü olduğu evrakın müvekkilce incelenmesine katlanmakla yükümlüdür.’’ 58

X. Avukatın Hesap Verme Yükümlülüğü

Müvekkilin, avukatının işi nasıl yürüttüğünü bilmeye hakkı vardır. Hesap verme borcu, genellikle bilgi verme yükümlülüğü olarak kendini gösterir ve bu yükümlülük, avukatlık sözleşmesinin kurulmasıyla ortaya çıkar. Eğer avukat gerekli görürse, müvekkilin talebi olmasa da bilgi verir.59

Müvekkilin birden fazla işini takip eden avukat, üstlendiği her işin bitiminde müvekkile hesap vermelidir. Ancak müvekkil önceden gerek olmadığına dair muvafakat vermişse, her işin bitiminde hesap vermesi gerekli değildir.60

XI. Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü

1. Genel Olarak Sır Saklama Yükümlülüğü

Avukatlık sözleşmesi çerçevesinde avukatın sözleşme tarafı olan müvekkiline karşı sır saklama yükümlülüğü bulunur. Bu yükümlülük dava sona erdikten sonra da devam eder.

Sır himayesi, sadece işlem veya yürütülen işin ayrıntılarını kapsamaz; konuşulan ve hukuki sorunu oluşturan olayı, görevlendirilme tarzını da kapsar. Aslında bir hususun sır olup olmadığını belirleyen sırrın ait olduğu kişinin iradesidir. Sırrın objektif unsuru aleni olmamasıdır. Herkesçe bilinenler sır olamaz. Avukatlık meslek sırrı, mesleğini icra ederken edindiği ve müvekkilinin gizli bir başka deyişle herkesçe bilinmeyen yaşam alanını ilgilendiren hususlardır. Avukatlık Kanunu madde 36 gereğince açıklanması yasak olan sır, açıklanması toplum içinde müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet verecek olan veya maddi menfaatlerini haleldar edecek veya etmese bile müvekkilin özenle sır saydığı konu olarak tanımlanmıştır. Bu, sözleşmesel nitelik arz eden sırrın saklanması yükümlülüğüdür.61

‘’Sır, mesleği icra sırasında öğrenilmeli ve meslekle doğrudan bağlantılı olmalıdır. Avukat-müvekkil ilişkisi vasıtasıyla öğrenilmiş fakat belirli bir şahısla ilgili anlaşılabilir olmayan bilgilerin ifşa edilmesi halinde mesleki sır saklama yükümü ihlal edilmiş olmaz. Buna göre, avukat müvekkiline karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeksizin, tarafların ismini söylememek kaydıyla bir olayı üçüncü kişi ile tartışabilir. Burada üçüncü kişinin belirli bir maddi durumu veya belirli bir tarafı anlayamayacak ya da tanıyamayacak olması gerekir.’’ 62

‘’Avukat stajyerleri ve avukatların yanında çalıştırdığı kişiler de sır saklamakla yükümlüdür. Avukat sır saklama yükümlülüğü sınırlarını sır teşkil eden hususun açıklanması zorunluluğu söz konusu olduğunda bulur. Müvekkil sırlarının açığa vurulması savunma temel hakkının zedelenmesi tehlikesini de barındırır. Sır saklama yükümlülüğü, müvekkilin avukata güven duymasını, yaşadığı uyuşmazlıkla ilgili tüm bilgileri çekinmeksizin avukata anlatabilmesini sağlar. Müvekkilin politik görüşü, işletmesi, iş ilişkileri ve vergiyle ilgili hususları da meslek sırrı kapsamındadır. Avukat, müvekkilin yakınlarına, mirasçılarına, diğer avukatlara ve idari makamlara karşı müvekkilin sırlarını saklamalıdır.’’63

2. Avukatın Meslek Sırrıyla Bağlılıktan Kurtulabilmesi

a. Müvekkilin Rızası

Avukatlık Kanunu 36. maddeye göre, müvekkilin rıza göstermiş olması avukatı sır saklama yükümlülüğünden kurtarır. Rızanın geçerli olabilmesi için kişinin kendi hür iradesiyle kararı vermiş olması gerekir. Müvekkilin rızasını zımnen de ortaya koyması yeterlidir. 64

Müvekkil tam ehliyetli değilse, sırrın korunması kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan yasal temsilcinin rızası geçerli sayılmaz. İstisnası ise; malvarlığına ilişkin konulardaki rızasının geçerli olmasıdır.

‘’Müvekkilin rızası, avukatı sır saklama konusundaki yükümlülükten kurtarmakla beraber tanıklık yapmak konusunda yükümlülük altına da sokmaz. Sırrın açığa vurulmasının istenen sonucu vermeyeceğinin belli olduğu bir durumda, avukat müvekkilini aydınlatmalıdır.’’65 Sadakat yükümlülüğü müvekkilin ölümünden sonra da devam eder. Ancak ölen müvekkil ölümünden önce avukatı sır saklama yükümlülüğünden kurtarmışsa o zaman sır saklama yükümlülüğü kalkar fakat bu durumda dahi avukat tanıklık yapmaktan kaçınabilir. 66

b. Iztırar Hali

Taammüden işlenen ağır cezayı gerektiren suçlardan haberdar olmuş müdafiin bunu açıklaması gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Bir görüşe göre ihbar yükümlülüğü bulunur. Kişinin meslek sırrı kuralına dayanarak Anayasa ile kurulu düzeni yıkmak konusunda hakkı bulunmadığı gerekçesine dayanan aksi yöndeki görüş, savunma mesleğinin niteliğine ve savunma hakkına ve sır saklama yükümlülüğünün aynı zamanda kamusal menfaatleri esas aldığı hususuna uygun değildir Sungurtekin’e göre. Meslek gereğinin yerine getirilmesi, Ceza Kanunu madde 279’u ihlalin sebebi olarak hukuka uygunluk sebebi oluşturur. Ancak sadece küresel anlamda mücadele edilmesi gerektiğini ve mücadelenin zorunluluk ve ivedilik gerektirdiğini düşündüğümüz terör, organ mafyası, insan ticareti gibi suçlarla mücadelede, mesleki sırların saklanması yükümlülüğünün geri plana alınabileceğini düşünmekte Sungurtekin. Ancak bu ihbar yükümlülüğü olduğu anlamına gelmez. Söz konusu suçlar, yaşam hakkı, vücut bütünlüğünün korunması ve mülkiyet hakkı gibi temel insan haklarına yönelmiş olup bunların korunmasına dair üstün değerler karşısında avukatlık meslek sırrının geri plana alınmasının mümkün olduğu görüşünde.67

c. Avukatın Özel Hukuka Dayanan Tazminat İstemi, Ceza Hukukuna Dayanan Yaptırım veya Meslek Hukukuna Özgü Disiplin Cezası Tehdidi Altında Bulunması

Özel hukuka dayanan tazminat istemine muhatap olan veya ceza hukukuna dair yaptırıma uğraması muhtemel ya da meslek hukukuna özgü disiplin cezası tehdidi altında olduğu hallerde, avukatın meslek sırrını saklamakla yükümlü olduğunda ısrar eden müvekkilin, bu tutumu hileli sayılmalı ve avukat bu çerçevede sır saklama yükümlülüğünden kurtulmuş kabul edilmelidir. ” 68

Sır saklama yükümlülüğü ve tanıklık yapmak ve bilgi vermekten kaçınma hakkı, dosya evrakını gizli tutma hakkını da avukata verir. HMK 219’a göre kanunda belirtilen belgeleri taraflar ve vekili olan avukat mahkemeye ibrazla yükümlüdür ve bu yükümlülüğünü yerine getiren avukatın sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği de söylenemez. ‘’Sır saklamakla yükümlü olan avukatın faili olmadığı bir suç sebebiyle kovuşturulmakta olması halinde, artık meslek sırrı ile bağlı olmadığını kabul etmemiz mümkündür.’69

Bir ceza ya da hukuk davasına muhatap kalmış olan avukatın onun kendisini savunması bağlamında müvekkilinin sırrını açıklaması gerekebilir ve bu durum müvekkilin muvafakatine bağlanamaz. ‘’Ancak avukat bu durumda da savunma sınırlarını yine de aşmamalıdır. Gerekmeyen bir bilgiyi ifşa etmemesi gerekir.’’70

Üçüncü Bölüm – Avukatın Müvekkiline Karşı Sorumluluğu

I. Avukatın Hukuki Sorumluluğu

1. Genel Olarak Hukuki Sorumluluk

Avukatın vekalet görevinden doğan yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklı hukuki sorumluluğu bulunur.71’Avukat-müvekkil ilişkisi çerçevesinde avukata düşen yükümlülüklerin ihlali, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurları gerçekleştiğinde, avukatın müvekkiline karşı hukuki sorumluluğu bulunduğundan zararı tazmin borcu söz konusudur. Kusurun bulunmadığını ispat yükümlülüğü avukattadır.’’ 72

Avukat görevini gereği gibi yerine getirseydi müvekkilinin malvarlığının göstereceği durumla şimdiki durumun arasındaki fark müspet zarardır. Malvarlığı kayıpları, yoksun kalınan kar, kaçırılan kazanç, müvekkilin yaptığı ek masraflar ve yoksun kalınan kullanma müspet zararın içindedir.73

Müvekkilin uğradığı zarara sebep olan avukat sayısı birden fazlaysa müteselsil sorumlulukları söz konusu olacaktır. Avukatın herhangi bir aşamada hatası olur ama davanın kaybı mahkemenin hatalı kararının sonucu olursa, avukatın sorumluluğu olmaz. Zarar görenin kusuru ya da üçüncü kişinin kusuru illiyet bağını keser.

Uğranılan zararın giderimine dair olan tazminat talebi Avukatlık Kanunu 40. maddeye göre ‘’bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde zararı doğuran olaydan itibaren 5 yıl geçmekle düşer.’’

2. Sadakat Yükümlülüğünün İhlali

Sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, müvekkilin avukata olan güveninin boşa çıkmasından doğan zararın tazminini gerektirir. Sadakat yükümlülüğünü ihlal, müvekkilin zarara uğramasına sebep olmuşsa, müvekkil hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilir. Eğer böyle bir durum söz konusu olursa sözleşmeden doğan tazminat istemiyle haksız fiilden kaynaklanan istem yarışır.74

3. Özen Yükümlülüğünün İhlali

Avukat, özen yükümlülüğünü ihlal ederse; hukuki sorumluluğu doğar. Özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği belirlenirken yeterli zamanı olup olmadığına bakılır. ‘’Avukat kendini o anda yeterli hissetmezse duruşmaya ara verilmesini talep ederek o konuda bilgi oluşturma olanağı yaratmaya çalışmalıdır.’’75

Özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucu müvekkil gerektiği gibi ifa etmemekten doğan tazminat isteyebilir. Yükümlülüğün yerine getirilmediğini ispat etmesi gereken müvekkildir. Sadece müvekkilin istediği sonucun ortaya çıkmaması özen yükümlülüğünün ihlali demek değildir. Avukatın sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için müvekkilin zarara uğramış olması ve zararla yükümlülük ihlali arasında nedensellik bağın bulunması gereklidir. Avukatın kusurunun olması gerekir. ‘’Müvekkil, avukatın sözleşmesel bir yükümlülüğe aykırı bir davranışla kendisini zarara uğrattığını ispatlamalıdır. Avukat ise kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulacaktır.’’76

Avukatlık Kanunu ve TBB Meslek Kuralları’ndaki hükümler, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, TBK’nın 506.maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Yani, avukat için ‘ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü’ söz konusudur. Avukatın özen borcu objektif sorumluluk olup sübjektif nedenler avukatın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bir avukatın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması, bunun sonucunda da dosyanın müracaata bırakılması, üstelik bir süre sonra aynı olayın tekrar etmesi “özen borcu’’ konusundaki yükümlülüğün yerine getirilmediğinin açıkça gösterir. Bu konuda “işlerin yoğunluğu’’, ”adliyenin geniş ve mesafeli olması’’, ”duruşma saatlerin çakışması’’ gibi sübjektif nedenlerin dikkate alınması söz konusu değildir.77

Avukat meslek bilgisine göre açılması gereken davaları doğru ve yerinde açmak yükümlülüğündedir. Bu kapsamda yaptığı icra takibinde dayanak belgelerin İİK 68. maddesinde sayılan belgelerden olup olmadığını bilmesi gerekir. Borçlunun itirazı üzerine doğrudan itirazın iptali davası açması gerekirken itirazın kaldırılmasını icra hakimliğinden istemesi yanlıştır ve bu avukatın hukuki sorumluluğunu doğuran bir durumdur.78

4. Edimi Şahsen Yerine Getirme Yükümlülüğünün İhlali

Avukatlık Kanunu’na göre, tevkil eden avukatın, tevkil yetkisini kullanırken ve talimat verirken gereken özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulma imkanı yoktur. Tevkil olunan avukat da işin özenle, kusursuz biçimde görülmesi ile yükümlüdür. Aralarındaki ilişki tam teselsüldür. Avukatlık Kanunu’nun 171.madde hükmü, 12.maddedeki işlerden biri sebebiyle önceden üstlenmiş olduğu vekalet görevlerini başkasına devretmek zorunda kalmış olan avukat bakımından uygulama alanı bulmamaktadır.

‘’Müvekkilin ilişkisi vekil ve alt vekilin ilişkisinden kaynaklandığından, müvekkil alt vekilden vekilin alt vekilden talep edeceğinden daha fazla bir şey talep edemez.’’79 Tevkil yetkisi olmayan avukat, eğer tevkil ederse o zaman güven ilişkisine zarar vererek yükümlülüklerini zaten ihlal etmiş olduğundan kaynaklanan zararı gidermekle yükümlüdür. Burada tevkil olunan avukatın kusurlu veya kusursuz olması önem arz etmemektedir çünkü zaten tevkil eden avukat buna yetkisi yokken bu yetkiyi ona vererek ihlali gerçekleştirmiş bulunmaktadır.80

5. Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali

Aydınlatma yükümlülüğü kapsamında hukuki sorumlulukta; davanın olumlu sonuçlanması mümkün değilse, müvekkilinin onay vermesi bile avukatın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ortak kusurun ileri sürülebilmesi ise, müvekkilin daha önce davanın umutsuzluğu konusunda aydınlatılmış olmasını gerektirir. Önemli ve müvekkilinin yararına olan bir sulh teklifini reddeden avukat disiplin cezasını alabilir.81

Ümitsiz bir dava açıp yürüten avukat, reddetmesi gerektiği halde bunu yapmayarak davayı açarsa, kendisine buna dair talimat verildiğine dayanması mümkün değildir. Müvekkili davanın umutsuz olduğuna dair aydınlatması gerektiği için ayrıca dava masraflarını da ödemesi gerekebilir. Çünkü müvekkili aydınlatmadan kazanamayacağı davayı açması onun sorumluluğu ve kusurudur.

6. Dosya Tutma Yükümlülüğünün İhlali

Dosya tutarken avukat ihmalkar davranır ve çeşitli belgeleri kaybeder, tahrip eder veya düzgün bir biçimde ve bu durum bir zarar doğmasına sebep olursa avukat, zararı karşılamakla yükümlüdür.82

7. Hesap Verme Yükümlülüğünün İhlali

Hesap verme yükümlülüğünü ihlal eden avukattan müvekkil bu yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyebilir. Ayrıca vekalet işinden ötürü elde ettiği ve iade etmesi gereken değerleri veya parayı getirisi ile kendisine vermesini ve vekalet görevinin gereği gibi ifa olunmamasından kaynaklanan zararının giderimini de talep edebilir ve alabilir.83

8. Sır Saklama Yükümlülüğünün İhlali

‘’ Sır saklama yükümlülüğünü ihlal, maddi ve manevi olarak müvekkil bakımından zararın ortaya çıkması, sırrın açıklanması ile arasında nedensellik bağı bulunması gibi şartlarla avukatın hukuki sorumluluğu ortaya çıkar. Karşı tarafla anlaşarak, uyuşarak veya başka hilelere başvurarak vekillik görevini yürüten ve davaya zarar veren veya aynı davada karşı tarafa yardım eden avukat cezalandırılır.’’ 84

Sır saklama yükümlülüğünü ihlal eden avukatı müvekkil azlettiğinde haklı nedenle fesih olarak sayılır. Bu durumda tabi ki avukat ücretini talep edemez. Çünkü avukatlık güven ilişkisine dayanır ve bu ilişki bozulmuştur.85

9. Vekaletten Uygun Olmayan Zamanda Çekilmekten Kaçınma Yükümlülüğünün İhlali

Avukat, uygun olmayan zamanda haklı bir sebep göstermeden vekaletten çekinirse tazminat yükümlülüğü doğar. Ücret isteyemez ve peşin aldığını da iade etmesi gerekir.86 Avukatlık Kanunu 174.maddeye göre haksız azil/istifa hallerinde tam ücret tazminat olarak istenebilmektedir.

II. Avukatın Cezai Sorumluluğu

Avukatın bazı yükümlülükleri ihlal ettiğinde cezai sorumluluğu da doğabilmektedir. Avukatın cezai sorumluluğunun doğabileceği ve sorumlu tutulabileceği suçlar; görevi kötüye kullanma, zimmet, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve ihmal suçu, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu, kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçudur.

Avukatlık Kanunu 58. Maddesine göre; avukat hakkında ceza soruşturulmasına başlanabilmesi için soruşturma şartı, Adalet Bakanlığından soruşturma izni alınmasıdır. Soruşturma izni öncesi dönemde, hakkında suç işlediği şüphesi bulunan avukatın ifadesine başvurulamaz, tutuklanamaz, hakim tarafından sorguya çekilemez, üzeri, konutu, aracı veya işyeri aranamaz.87

1. Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni kötüye kullanma suçunun basit hali Türk Ceza Kanunu’nun 155’inci maddesinin 1’inci fıkrasında “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi…” şeklinde, suçun nitelikli hali ise aynı maddenin 2’nci fıkrasında “Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da, hangi sebeple doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde…” şeklinde düzenlenmiştir.

Güveni kötüye kullanma suçunda mal güven ilişkisi dolayısıyla karşıdaki kişiye verilmektedir. Eğer fiil, avukatın görevin niteliği gereği kamu görevlisi sayıldığı durumlarda meydana gelmişse zimmet suçu, aksi durumda ise güveni kötüye kullanma suçu oluşur.88

Güveni kötüye kullanma suçunun basit hali işlendiği takdirde avukata verilecek ceza altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası, nitelikli halinde ise bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır.

2. Zimmet Suçu

Zimmet suçu Türk Ceza Kanunu’nun 247’nci maddesinde “Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi cezalandırılır’’ şeklinde tanımlanmıştır. Avukatın kamu görevlisi sayıldığı durumlarda bu suçu işlemesi mümkündür. ‘’Kamu avukatları görevlerinin niteliği itibarıyla kamu görevlisidir. Bu durumda avukat tarafından zimmete geçirilen mallar kuruma ve dolayısıyla topluma mal olmuştur ve suçun mağduru da tüm toplumdur.’’89

Hesap verme sorumluluğunun ihlali ve vekilin vekalet görevini ifa için müvekkilden aldığı şeyi satması da Ceza Kanunu madde 247 açısından zimmet suçunu oluşturabilir.90 Fakat bunlar öğretide tartışmalı hususlardır. Zimmet suçu mu görevi görevi kötüye kullanma suçu mu olduğu konusunda ihtilaf söz konusudur. Fakat Yargıtay içtihadı genellikle bu durumlarda zimmet suçu oluştuğunu kabul etmektedir.

3. Rüşvet Suçu

Rüşvet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 252’nci maddesinde düzenlenmiştir. Avukatın kamu görevlisi sayıldığı durumlarda rüşvet suçunun faili olması da mümkündür. Rüşvet suçu hem rüşveti alan hem de rüşveti veren açısından oluştuğundan avukat iki yönden de rüşvet suçunun faili olabilir. Rüşvet suçu işlendiği takdirde avukata verilecek ceza altı dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıdır.91

4. Görevi Kötüye Kullanma ve İhmal Suçu

Ceza Kanunu 257. maddesinde tanımlanan suç, görevi kötüye kullanma suçudur.257. Maddeye göre; ‘’Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’

Avukatların uygulamada en sık karıştığı suçlar “görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları” dır.Avukatlık Kanunu’nun 62’nci maddesinde “Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır” hükmü vardır. ‘’Avukatlar, Avukatlık Kanunu’nun 62.maddesi’nin atfı nedeniyle gerek avukat sıfatı ile gördüğü işlerden ve gerekse Baro ve TBB organlarındaki görevlerinden dolayı görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarının faili olabilmektedirler.’’ 92

Avukatın eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi kapsamına girebilmesi için öncelikle avukatlık sıfatı gereği üstlendiği bir görev veya kullandığı bir yetki olması ve yapılan işin görevi gereği olması gerekmektedir. Yargıtay da avukatların görevi dışında olan faaliyetleriyle ilgili görevi kötüye kullanma suçunun gerçekleşmediğini belirtmiştir. Ayrıca bu suçun gerçekleşebilmesi için avukatın normlara veya müvekkilin verdiği talimatlara aykırı davranması ve görevi ile ilgili yetkileri veriliş amacı dışında başka bir amaç için kullanmış olması gerekir.93

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağduriyet kavramının sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranış olduğu görüşündedir.94

Avukatın özen borcuna aykırı davranması, bazı zamanlarda ve durumlarda görevi kötüye kullanma suçunu da teşkil edebilir.

Yargıtay; masraf verilmediğinden bahisle duruşmaya katılmayacak olan avukat dosyadan istifa ederek durumu müvekkiline bildirmesi gerekirken bunu yapmayarak duruşmalara katılmaması, davayı takip etmeyerek açılmamış sayılmasına neden olunması, icra dosyasında işlem yapmamak, ödeme emrinin tebliğinden sonra hiçbir işlem yapmaması, bilgi isteyen müvekkiline takibin devam ettiğini söyleyerek 3 yıl oyalaması, bu nedenle müvekkilini zarara uğratarak ve başka bir vekilin hukuki yardımından yoksun kalmasına sebebiyet vermesi, avukatın bir kısım paraları müvekkiline iade etmemesinden dolayı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dava açılmışsa da alınan paranın avukatlık ücreti ve bir kısım giderler için alınmış olabileceği, ancak bu konuda avukat tarafından bir belge düzenlenmediği, bu eylemin TCK’nın 257/2. maddesindeki ‘görevi ihmal suçunu’ oluşturacağı, müvekkilinin aleyhine olan karara karşı temyiz, istinaf veya itiraz gibi yasa yollarına başvurulmaması, müvekkilin aksi yönde kesin talimatı yoksa aleyhe sonuçlanan davanın temyiz edilmemesi, süresi geçtikten sonra temyiz yoluna başvurulması, icra takibi işlemlerinin sürelere riayet edilerek yürütülmemesi, haczedilen taşınmazların satışı için gerekli icra işlemlerinin yapılmaması ve hacizlerin düşmesine sebebiyet verilmesi, duruşma gününden haberi olmasına karşın herhangi bir özrü olmaksızın, müvekkiline de duruşmaya katılmayacağını bildirmeden, kendi yorumuna göre davanın reddolunacağı düşüncesiyle duruşmaya katılmayarak davanın müracaata kalmasına sebebiyet verilmesi, mazeret bildirmeksizin ve başka bir avukata yetki belgesi vermeksizin duruşmalara katılmaması, seçilen ya da atanan müdafiin savunma görevini yerine getirmemesi, Baro tarafından atanan müdafi olarak tüm oturumlara katılması gerekmesine rağmen Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaanın bildirildiği duruşma ile bu duruşmadan sonraki beş celseye mazeretsiz olarak katılmayıp yargılamanın uzamasına sebebiyet vermesi, müvekkilden masraf ve ücret alınmasına rağmen tutukluluğa itiraz dilekçesi dışında hiçbir hukuki yardımda bulunulmaması, kamu davasının takip edilmeyerek müvekkilinin mağduriyetine neden olunması, icra dosyalarının takip edilmeksizin işlemden kaldırılmasına neden olunmasını, görevi ihmal suçu olarak değerlendirilmiştir.’’ 95

5. Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 258. Maddesine göre;‘’Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.’’

Avukat, görevi nedeniyle verilen ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklaması, yayınlaması veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırması durumunda cezalandırılır. Türk Ceza Kanunu’nun 258’inci maddesinde kamu görevlisinin açıklaması veya yayınlaması yaptırıma bağlanan tüm bilgiler, bir belge, karar, emir veya tebligattan kaynaklanan sırlara ilişkindir.96

Avukatın sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı, ceza hukuku bakımından Ceza Kanunu’nun 258.maddesindeki göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun kapsamında yer alabilir.97

6. Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmeme Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 279. Maddesine göre;‘’Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.’’

Kanunun bu maddesinin avukatlara uygulanıp uygulanmayacağı öğretide tartışmalıdır. Bir taraftan Ceza Muhakemesi Kanunu ile tanıklıktan çekinme hakkı tanınan, diğer taraftan da gerek meslek kuralları, gerekse Türk Ceza Kanunu’nun 258’inci maddesi ile sır saklama yükümlülüğü olan avukatın ihbar yükümlülüğü altında olmasında çelişki söz konusu olmaktadır.98

III. Avukatın Mesleki Sorumluluğu

1. Genel Olarak Mesleki Sorumluluk

“Meslek kuralları” mesleğin düzen ve geleneklerini korumak yerleştirmek ve yasaların avukatlara yüklediği görevlerin onurlu bir şekilde yerine getirmesini sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. ‘’Avukatlık mesleğini yapanlar avukatlık yasası ve yönetmeliği ile birlikte meslek kurallarını da iyi bilmek ve özümsemekle yükümlüdür.’’99

Avukatlar, yargılama unsuru olarak görevini yerine getirmektedir. Barolar meslek kuruluşlarıdır ve avukatları denetlerler. Barolar, avukatların faaliyetleri nedeniyle disiplin cezaları vererek bu denetimlerini yaparlar.100 ‘’Fakat avukatın eylemi meslek anlayışı ve onurunu zedelemediği sürece avukata disiplin cezası verilemez.’’ 101 Avukatlık Kanunu madde 23’e göre stajyer avukat da meslek kurallarına uymak zorundadır.

Disiplin yargılamasına konu eylemler; Avukatlık onuruna ve saygınlığına uymayan eylemler, mesleki düzen ve gerekliliklere uymayan eylemler, avukatın uyması gerekn kural ve yükümlülüklere uymaması, avukatlık mesleğinin gerektirdiği dürüstlük kurallarına uygun davranmama, avukatlık mesleğiyle birleşmeyen işler yapma, reklam yasağına uymama olabilir.102

Avukatlık, özen mesleği olduğu için meslek icra edilirken yapılacak yanlış, meslek saygınlığının ve mesleğe güvenilirliğin yıpranmasına sebebiyet verir.103 Avukatlık Kanunu 34.maddeye aykırılık söz konusu olur ve disiplin cezası verilmesini gerektirir. Ayrıca hesap verme yükümlülüğünün ihlali de disiplin sorumluluğunu da gerektirir.104

2. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve İlgili Disiplin Kurulu Kararları

Türkiye Barolar Birliği, meslek kurallarını düzenlemiştir. Meslek kurallarının dördüncü bölümünde 34 ile 47. Maddeler arasında yer alan ‘’iş sahipleriyle ilişkiler’’ kısmında avukat-müvekkil ilişkilerinde avukatın uyması gereken meslek kuralları söz konusudur. Bu kurallar;

34. maddede; ‘’Avukat, müvekkiline davanın sonucu ile ilgili hukuki görüşünü açıklayabilir. Fakat bunun bir teminat olmadığını özellikle belirtir.’’ hükmü bulunmaktadır.

35.maddede; ‘’Avukat aynı davada, birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekaletini kabul etmez. ‘’ hükmü bulunmaktadır.

36. maddede; ‘’Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat, yararı çatışan öbür tarafın vekaletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz. Ortak büroda çalışan avukatlar da, yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlıdırlar.’’ hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında; ‘’ Şikâyetli avukatın eylemi, bu meslek kuralına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Avukat işlerini özenle ve Kamunun vicdanını rahatsız etmeden yürütmek durumdadır. Şikâyetli avukat müvekkili aleyhine icra takibi yaparak güven ilişkisini ihlal etmiştir. Bu nedenle itirazın reddi ile kınama cezasının onanması gerekmiştir.’’şeklinde hüküm vermiştir.105 Menfaatleri çatışan kişilerin işlerini yürüten avukat müvekkilinin menfaatlerine zarar vermiş olur. Müvekkilin uğradığı zararlardan sorumlu olduğu gibi ayrıca disiplin cezası alması yerindedir.

37. maddede; ‘’Avukat meslek sırrı ile bağlıdır.

a. Tanıklıktan çekinmede de bu ölçüyü esas tutar. Avukat, davasını almadığı kimselerin başvurması nedeniyle öğrendiği bilgileri de sır sayar. Avukatlık sırrının tutulması süresizdir, meslekten ayrılmak bu yükümü kaldırmaz.

b. Avukat, yardımcılarının, stajyerlerinin ve çalıştırdığı kimselerin de meslek sırrına aykırı davranışlarını engelleyecek tedbirler alır. ‘’ hükmü bulunmaktadır.

38. maddede; ‘’Avukat, kendisine teklif edilen işi gerekçe göstermeden de reddedebilir. Takdirine esas olan nedenleri açıklamak zorunda bırakılamaz. Avukat, zamanının ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez. Avukat, davayı almaktan ve kovuşturmaktan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmaya dikkat edecektir. ‘’ hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında; ‘’ Şikâyetli avukatın, ceza alan müvekkili aleyhine olan kararı temyiz etmediği dosya kapsamı ile sabittir. Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı hukuken isabetli olmakla, itirazın reddi ile kararın onanması (kınama cezası) gerekmiştir.’’şeklinde hüküm vermiştir.106 Kararda şikayetli avukat temyiz zamanını geçirerek müvekkilin menfaatlerine zarar vermiştir. Kovuşturmaktan kaçınma hakkını müvekkiline zarar verecek şekilde kullandığı için disiplin cezası alması gerekmiştir.

39. maddede; ‘’İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir.’’hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında’’Şikâyetli avukatın şikâyetçi avukatın vekil sıfatı ile takip ettiği işi, şikâyetçiye yazılı bilgi vermeden kabul ettiği gibi, vekil olarak tayin edildiği tarih ile şikâyetçi avukatın azledildiği tarih aynı olmakla birlikte vekâletname ve azilnamenin ardışık yevmiye numaralı olması, ayrıca azilnamenin dosyaya bizzat şikâyetli avukat tarafından sunulması karşısında şikâyetli avukatın disiplin suçu işlediği sabittir.  ‘’şeklinde hüküm vermiştir. Bu kararın sonucunda şikayetli avukata kınama cezası verilmiştir.107 Avukat, davaya vekaletname sunmadan önce başka bir avukatın görevli olup olmadığını incelemekle, eğer başka bir avukatın vekaletnamesi davada varsa ona haber vermekle yükümlüdür.

40. maddede; ‘’Avukat kesin olarak zorunlu bulunmadıkça, müvekkili adına basına açıklamada bulunamaz. Açıklamalarda, adalete etkili olmak amacı güdülemez.’’hükmü bulunmaktadır.

41. maddede; ‘’Avukat baktığı davada, görevini savsayarak ya da kötüye kullanarak, müvekkili zararına kendisine bir yarar sağlayamaz.’’hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında ‘’Her ne kadar şikayetçi tarafından şikâyetten vazgeçilmiş ve şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı tarafından kovuşturma izni verilmemişse de şikâyet dilekçesi ve ekli evraklar incelendiğinde şikâyetli avukatın, müvekkilinin bilgisizliğinden yararlanarak bankadaki paranın kendisine verilmesini sağladığı, dava masrafı konusunda müvekkiline yanlış bilgi verdiği, emaneten aldığı parayı zamanında ödemediği açıkça görülmektedir. Şikayetli avukatın bu eylemleri, Avukatlık Yasası’nın 34. maddesine ve TBB Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesine açıkça aykırı olduğundan itirazın kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.’’şeklinde hüküm vermiştir.108 Avukat bu kararda müvekkiline yanlış bilgi verip kendine verilen parayı zamanında ödememiş ve kendine yarar sağlayıp müvekkili zarara uğratmıştır. Avukatlık müvekkilin zararına değil yararına davranmayı gerektiren bir meslek olduğundan meslek kuralları da ona göre düzenlenmiştir.

42. maddede; ‘’Avukat, işle ilgili giderleri karşılamak üzere, avans isteyebilir. Avansın işin gereğini çok aşmamasına, avanstan yapılan harcamaların müvekkile zaman zaman bildirilmesine ve işin sonunda avanstan kalan paranın müvekkile geri verilmesine dikkat edilir.’’hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında; ‘’Şikâyetli avukatın, şikâyetçi adına tapu iptal ve tescil davası açmak üzere vekilliğini üstlendiği ve masraf aldığı halde söz konusu davayı açmadığı gibi şikâyetçiden aldığı paranın cüz’i bir kısmını iade edip, kalanını şikâyetçiye vermediği, şikâyetli avukatın bu eylemi nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçundan dolayı hakkında açılan kamu davası neticesinde eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verildiği dosya kapsamı ile sabittir. ‘’şeklinde hüküm vermiştir.109 Avukat vekaletini üstlendiği ve masraf aldığı kişinin işlerini takip etmekle yükümlüdür. Masrafı aldıktan sonra işlemleri başlatmamak ve parayı da geri vermemek hem sorumsuzluktur hem de meslek kurallarıyla asla bağdaşmamaktadır.

43. maddede; ‘’Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir.‘’ hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında; ‘’Dosya kapsamı ile şikâyetli avukatın, şikâyetçi adına tahsil ettiği paranın bir kısmını şikâyetçiye ödemeyerek uhdesinde tuttuğu, şikâyetli söz konusu bedeli şikâyetçi şirketten olan kıdem ve ihbar tazminatları alacaklarına mahsuben elinde tuttuğunu savunduğu sabittir.  Şikâyetli avukatın hapis hakkını yasaya uygun şekilde kullanmadığı, şikâyetlinin kıdem-ihbar tazminatları alacakları için Avukatlık Kanunu çerçevesinde hapis hakkını kullanmasının Kanuna ve Meslek Kuralları’na aykırı olduğu tespit edilmiştir.’’şeklinde hüküm vermiştir. 110 Avukat müvekkile ait olan parayı uygun zamanda vermeli, el koymamalıdır. Hapis hakkınıysa kanundaki şartlara uygun biçimde gerçekleştirmesi gerekir.

44. maddede; ‘’Avukat, müvekkilinden meslektaşlarına yönelecek sataşmaları önlemeye çalışır; gerekirse vekillikten çekilebilir. ‘’hükmü bulunmaktadır.

45. maddede; ‘’Avukat “hapis hakkı”nı alacağı ile oranlı olarak kullanabilir.’’hükmü bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında; ‘’Şikâyetli avukatın tahsil ettiği toplam 60.000,00 TL alacak hakkında TBB Meslek Kuralları’nın 43. maddesi gereği hesap vermediği,  takipten tahsil ettiği paradan bir kısmını 5 ay sonra ödediği, avukatlık ücret sözleşmesi olmamasına ve bu nedenle avukatlık asgari ücret tarifesine göre ücret alması gerekmesine karşın %20 oranında parayı uhdesinde tuttuğu, her ne kadar hapis hakkını kullandığını savunmakta ise de bu hakkı kullandığını yazı ile bildirmeyerek ve hesaplaşmadan kullandığı, dosya kapsamından ve şikâyetli avukatın beyanlarından anlaşılmaktadır. Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme isabetli olmamakla … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulü ile Avukatlık Yasası 34, 124, 166 ile TBB Meslek Kurallarının 3, 4, 43, 45. maddeleri gereği disiplin cezası tayini gereklidir.’’şeklinde hüküm kurmuştur.111

46.maddede; ‘’Adli müzaheretle görülen işler, başkaca işlere gösterilen özenle yürütülür. ‘’ hükmü bulunmaktadır.

47. maddede; ‘’Ücret davası açacak avukat, önce Baro Yönetim Kurulu’na bilgi verir. Bu konuda Baro Yönetim Kurulu’nun görüşünü bildirme yetkisi vardır.’’hükmü bulunmaktadır.

3. Disiplin Cezaları

Avukatlık Kanunu 134’üncü maddesinde; avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında disiplin cezaları uygulanacağı ifade edilmiştir. Avukat eğer yükümlülüklerinin bazılarını ihlal ederse disiplin cezası alabilir.

Disiplin cezaları beş tanedir. Bunlar; uyarma cezası, kınama cezası, para cezası, işten çıkarma, meslekten çıkarmadır. Avukatlık Kanunu 157. Madde uyarınca; ‘’Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun uyarma, kınama, para cezalarına ilişkin kararları kesindir. Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olmadan kesinleşirler. İşten çıkarma ve meslekten çıkarma cezalarının kesinleşmeleri için Adalet Bakanlığı’nın onayına sunulması gerekir.112

a. Uyarma Cezası

Avukatlık Kanunu’nun 135.maddesine göre; Uyarma, avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir. ‘’Uyarma cezası, avukatın mesleğin icrasında “daha dikkatli davranması gerektiği”nin ihtarıdır.’’113

b. Kınama Cezası

Avukatlık Kanunu’nun 135.maddesine göre; Kınama, mesleğinde ve davranışlarında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir. ‘’Avukatın mesleki yükümlülüklere uygun olmayan eylem ve davranışlarında “kusurlu sayıldığı”nın avukata bildirilmesidir.’’114 Yüklenen görevin özen, doğruluk ve onur içinde yapılmaması en az kınama cezasını gerektirir.

c. Para Cezası

Para Cezası; on bin liradan yüz elli bin liraya kadar olabilir.

d. İşten Çıkarma

Avukatlık Kanunu’nun 135.maddesine göre; İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az üç yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.

e. Meslekten Çıkarma

Avukatlık Kanunu’nun 135.maddesine göre; Meslekten çıkarma, avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir. Avukat suç sayılan eylem ve davranışı sonucu ceza mahkemesinde yargılanıp hakkında; taksirli suçlar hariç olmak ve kesinleşmiş bir kararla 2 yıldan fazla hapis cezası veya devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçlarından birinden hüküm giyerse avukat hakkında yapılacak disiplin soruşturması sonucunda zorunlu olarak meslekten çıkarma cezası verilmelidir.115

Sonuç

Avukat, müvekkile karşı söz konusu vekillik görevinin her noktasında sorumludur. Avukat, adım atmadan önce müvekkili aydınlatmakla, adım atarken özenli davranmakla, adım attıktan sonra ise müvekkile hesap vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülükler müvekkilin her şeyden haberi olması, avukata rahatça güvenebilmesi ve şüphe duymamasını sağlamak amacıyla avukata yüklenmiştir. Böylece aralarındaki güven ilişkisi hep üst seviyede kalacak ve müvekkilin avukata karşı hiçbir soru işareti olmayacaktır. Avukat, yükümlülüklerine uymazsa hukuksal sorumluluğu doğduğu için caydırıcı unsuru da yüksektir. Mesleki ve etik kuralları mesleklerde aşılmamalıdır. Avukatlıkta ise kamusal özelliği de bulunduğundan bu kurallara uyulması çok önemlidir ve çok sıkı düzenlenmiştir.

Dipnotlar

1 BAŞPINAR (Sözleşme), s.468 / BURCUOĞLU, Haluk, Avukatlık Sözleşmesi ve Avukatlık Ücreti İle İlgili Önemli Bazı Sorunlar, TBB Dergisi, S.49, 2003.

2 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, Mart 2003, İzmir, s.395.

3 Türk Dil Kurumu Sözlüğü, www.sozluk.gov.tr, ET:04/03/2020

4 KÖSE, Yasin, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı:45, Ocak 2021, s.33.

5 ADAY, Nejat, ‘’Türk Hukukunda Avukatın Mesleki Yükümlülükleri’’, 1993, s.10.

6 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, İzmir, Mart 2003, s.397.

7 ADAY, Nejat, Avukatlık Hukukunun Esasları, 1993, s.75.

8 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, Mart 2003, İzmir, s.397.

9 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.404.

10 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.405.

11 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.405

12 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.405.

13 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.406.

14 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.407.

15 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.409.

16 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.415.

17 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.416-417.

18 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu,13/20, 3.3.1990.

19 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.419.

20 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.420.

21 Danıştay 14. Dairesi, 2014/ 3014 Esas, 2016/ 5088 Karar, 21.06.2016

22 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, 429-430.

23 GÜNER, Semih, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Şubat 2000, s.558.

24 REİSOĞLU, Hizmet Akdi, 1986, Ankara, s.156.

25 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.434.

26 DONAY, S., ‘’Vekilin Talimata Uyma ve Dürüstlükle Hareket Etme Borcu’’, 1970, Batider Ankara, s.737-738.

27 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.439.

28 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.444.

29 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.445.

30 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.450.

31 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.460.

32 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.461.

33 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.461.

34 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.461-462-463.

35 Noterlik Kanunu, madde 79.

36 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 22/38, 17.05.1986.

37 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.484.

38 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.484.

39 DONAY, ‘’Vekilin Talimata Uyma ve Dürüstlükle Hareket Etme Borcu’’, s.729.

40 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.4485-486-487.

41 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.487.

42 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.488-489.

43 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.490.

44 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.492.

45 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.493.

46 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.496-497.

47 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.498.

48 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.498-499.

49 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.500.

50 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.502-503.

51 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.505.

52 ADAY, Nejat, ‘’Türk Hukukunda Avukatın Mesleki Yükümlülükleri’’, 1993, s.21.

53 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.505.

54 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.506.

55 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.510.

56 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.510.

57 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.512.

58 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.513.

59 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.514.

60 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.516.

61 GÜNERGÖK, Özcan, Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü, Saklama Yükümlülüğü, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı: 1-2, Haziran 2003, s.656.

62 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.520-521-522.

63 GÜNERGÖK, Özcan, Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü, Saklama Yükümlülüğü, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı: 1-2, Haziran 2003, s.659-660.

64 GÜNERGÖK, Özcan, Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü, Saklama Yükümlülüğü, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı: 1-2, Haziran 2003, s.661-662.

65 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.527.

66 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, Barış Yayınları, Mart 2013, İzmir, s.400.

67 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, Barış Yayınları, Mart 2013, İzmir, s.531.532.

68 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.450.

69 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.452.

70 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.453.

71 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.453-454.

72 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.538.

73 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.539.

74 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.411-412.

75 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.457.

76 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.459.

77 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/16879 Esas, 2015/15258 Karar, 13.05.2015

78 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/16879 Esas, 2015/15258 Karar, 13.05.2015

79 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.500.

80 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.503.

81ADAY, Nejat, ‘’Türk Hukukunda Avukatın Mesleki Yükümlülükleri’’, 1993, s.10.

82 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.505.

83 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.516.

84 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.522-523.

85 GÜNERGÖK, Özcan, Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü, Saklama Yükümlülüğü, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı: 1-2, Haziran 2003, s.666.

86 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.525.

87 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.44-45.

88 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.19.

89 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.20.

90 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ’’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, Mart 2003, İzmir, s.516.

91 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.23.

92 UYAR, Talih, Avukatın Özen Yükümlülüğü ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu, TBB Dergisi, s.385

93 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.25.

94 Yargıtay Ceza Genel Kurulu,2005/96 Esas, 2005/118 Karar, 18.10.2015.

95 UYAR, Talih, Avukatın Özen Yükümlülüğü ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu, TBB Dergisi, s.396-397-398.

96 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.29.

97 ÖZKAN, Meral Sungurtekin, ‘’Avukatın Hak ve Yükümlülükleri’’, Barış Yayınları, 2013, İzmir, s.412.

98 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.30.

99 ÇELİK, Lamia, Meslek Kurallarında Avukatın Özen Yükümlülüğü, TBB Dergisi, Sayı:72, 2007, s.338

100 Murat Aydın, Avukatlık Ücreti, 6.Baskı, 2015, s.65

101 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.56.

102 ORUÇGÜNEY, Ömür, ‘’Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu’’, 2017, İstanbul, s.57-64.

103 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 1997/132, 17.01.1998.

104 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 49/88, 07.11.1987.

105 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2017/998 Esas, 2018/218 Karar, 3.03.2018.

106 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2017/896 Esas, 2018/125 Karar, 2.02.2018.

107 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2018/397 Esas, 2018/663 Karar, 6.07.2018.

108 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2017/433 Esas, 2017/737 Karar, 11.08.2017.

109 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2020/758 Esas, 2020/786 Karar, 6.11.2020.

110 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2018/712 Esas, 2018/965 Karar, 3.11.2018.

111 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 2015/821 Esas, 2016/1 Karar, 2.01.2016.

112 DEMİRER, Eyüp, Avukatlık Meslek Kuralları ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları Işığı Altında Avukatlık Disiplin Hukuku Hükümleri Uygulamaları, Ocak 2019, s.34.

113 MISIR, Haşim, ‘’Avukatlık Disiplin Hukuku’’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, No:306, 2016, Ankara, s.4

114 MISIR, Haşim, ‘’Avukatlık Disiplin Hukuku’’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, No:306, 2016, Ankara, s.4

115 DEMİRER, Eyüp, Avukatlık Meslek Kuralları ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları Işığı Altında Avukatlık Disiplin Hukuku Hükümleri Uygulamaları, Ocak 2019, s.21.

Kaynakça

  • ÖZKAN, Meral Sungurtekin: Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, Barış Yayınları, Mart 2013, İzmir
  • KÖSE, Yasin: Avukatın Aydınlatma Yükümlülüğü, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Yıl: 12, Sayı: 45, Ocak 2021
  • GÜNERGÖK, Özcan: Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı: 1-2, Haziran 2003
  • AKİL, Cenk: Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları Işığında Avukatın Görevini Özenle Yerine Getirme Yükümlülüğü, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Şubat 2012
  • TAY, Serhat: Vekalet Sözleşmesinde Vekilin Şahsen İfa Borcu, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Yüksek Lisans Tezi, 2017, Ankara
  • GÜNER, Semih: Avukatın Özen Yükümlülüğü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Şubat 2000
  • ADAY, Nejat: Türk Hukukunda Avukatın Mesleki Yükümlülükleri, 1993
  • UYAR, Talih: Avukatın Özen Yükümlülüğü ve Görevi Kötüye Kullanma Suçu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 131, 2017
  • ÇELİK, Lamia: Meslek Kurallarında Avukatın Özen Yükümlülüğü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 72, 2007
  • ORUÇGÜNEY, Ömür, Avukatın Ceza Hukuku ve Disiplin Hukuku Sorumluluğu, 2017, İstanbul
  • MISIR, Haşim, Avukatlık Disiplin Hukuku, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, No:306, 2016, Ankara
  • DEMİRER, Eyüp, Avukatlık Meslek Kuralları ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları Işığı Altında Avukatlık Disiplin Hukuku Hükümleri Uygulamaları, Ocak 2019
  • Yargıtay kararlarının hepsine ‘’https://www.sinerjimevzuat.com.tr/’’ sitesi üzerinden ulaşılmıştır.
  • Türk Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararlarına ise ‘’https://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKararlari’’ sitesi üzerinden ulaşılmıştır.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.